14/7/2007 - ''İki dirhem, bir çekirdek''
Giyim kuşamına özen göstermiş, şık ve süslü kıyafetleriyle dikkat çeken insanlar hakkında sık sık "iki dirhem bir çekirdek" sözü kullanılır. Bu yakıştırma, ağırlık ölçüsü olarak okkanın kullanıldığı eski devirlerden kalmadır.
Belki biliyorsunuz, bir okka, bugünkü ölçülerle 1238 gram tutar. Okkanın dört yüzde birine, dirhem adı verilir. (Şimdiki gram ile aynı birim olduğunu sanarak gram diyecek yerde dirhem denilmesi hatalıdır.)
Dirhem, daha ziyade hassas teraziler için kullanılan bir ölçüdür. Ancak sarraflar, dirhemden daha hassas ölçümler için bir ağırlık birimi daha kullanılır. Buna çekirdek denir ki toplam, 5 santigram karşılığıdır.
Eski devirlerin en kıymetli parası olan bir Osmanlı altını, toplam iki dirhem ve bir çekirdek ağırlığa sahiptir.
Bu durumda süslenmiş kimselere, iki dirhem bir çekirdek yakıştırmasında bulunanlar, mecaz yoluyla onlarla altın demiş olurlar ki bizce pek zarif bir nüktedir.
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
14/7/2007 - hayvanlar aleminden
Pekçok Orta Dogu ülkesinde bir kuzu ile cinsel ilişkiye girmek yasaldır; ancak cinsel ilişkiye girilen kuzunun etini yemek yasaktır.
Köstebek 1 saatte 45 metre uzunluğunda bir tünel kazabilir, atlar 1 ay ayakta kalabilir. Leopar saatte 100 kilometre koşar, kargaların ömrü 120 yıldır. İşte hayvanların şaşırtıcı özellikleri
Bir filin hortumunda 50 bin adet kas var. Fil, bununla bir ağaç kütüğünü kaldırabilirken, yere düşmüş bezelye tanesini de alabiliyor.
-
Atlar bir ay kadar ayakta durabiliyor.
-
Bir köstebek, bir saat içinde, 45 metre uzunluğunda bir tünel kazabiliyor.
-
Kutup ayılarının daha az enerji harcayarak, vücut ısılarını korumak için geliştirdikleri yöntem ilginç. Buzulların sevimli hayvanları, arka ayaklarını ön ayaklarının izine basarak yürüyorlar.
-
Dünyanın en hızlı koşan hayvanı leopar, "benim" diyen atletlere taş çıkarıyor. Leoparların hızı, saatte 100 kilometreyi buluyor.
Gözleri çok keskin
Gündüzleri görme engelli olan yarasalar, zifiri karanlıkta 0.6 milimetre çapında bir teli bile ayırt edebiliyor.
-
Fareler, develerden daha uzun süre susuz kalabiliyor.
-
Sinek kuşlarının kalbi, dakikada 615 kez çarpıyor. İnsanların kalbi ise dakikada 60-80 kez çarpıyor.
-
Kargaların, ortalama yaşam süresi 120 yıl. Buna göre, kargalar dile gelse, tarihçilerin danışmanları hazırdı.
-
Dünyada en derine dalabilen kuş türü, imparator penguenler. Yiyecek aradıkları sırada, 255 metre derine dalabilen penguenler, yaklaşık 18 dakika nefessiz kalabiliyorlar.
-
Erkek penguenler, feministlerce ödüle layık görülecek türden. Zira onlar, kuluçkaya yattıkları 4 ay boyunca ağızlarına bir şey koymuyorlar.
Mühendis gibiler
-
Dünya halter şampiyonları, karıncaların yanında boynu bükük kalıyor. Kendi ağırlığının 50 katı ağırlığı kaldırabilen karıncalar, minik bedenlerinden hiç de beklenmeyen performans gösteriyorlar.
-
Akrepler, radyasyona karşı oldukça direnç gösteriyor. İnsan vücudunun radyasyona direnci 600 rads dolayında iken akreplerinki, 150 bin rads'a kadar çıkabiliyor.
-
Büyüklükleri karıncalar kadar olan termitler, toprak üzerinde yüksekliği 8 metreyi bulan yuvalar yaparak, mühendislik yeteneklerini konuşturuyorlar.
Orkinoslar jet gibi
-
Yetişkin bir orkinos, saatte yaklaşık 90 kilometre hız yapabiliyor.
-
Su altında en fazla 1 saat kalabilen balinalar, normalde 90 metreye dalabilirken, korktuklarında 360 metre derine inebiliyor.
-
En fazla sayıda yumurta bırakan balık ise okyanus güneş balığı. Bu balıklar, bir seferde 30 milyon kadar yumurta bırakabiliyor.
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
14/7/2007 - ÇİNLİLERİN GÖZÜ NEDEN ÇEKİKTİR
Sadece Çinlilerin değil Japonların, Orta ve Güneydoğu Asya’da yaşayanların hatta Eskimoların bile gözleri çekiktir. Aslında ‘çekik gözlü’ olmak tanımı kesinlikle yanlıştır. Göz yapısı dünyada bütün insanlarda aynıdır.
Farkı yaratan göz kapaklarıdır. Çekik gözlü diye nitelendirilen ırklarda gözün üzerindeki göz kapağının ikinci kıvrımı, gözün üstüne doğru daha fazla inmiştir ve bu durum gözün sanki daha darmış gibi görünmesine sebep olur.
Peki bu, niçin böyledir? Bir teoriye göre göz kapağının üzerinde katlı olarak duran bu ikinci kıvrımı, bu insanların gözlerini yoğun olan kar tabakasının, göz kamaştıran ışığından korumak için, bir nevi kar gözlüğü gibi gelişmiştir.
Her ne kadar yukarıda belirtilen bölgelerin bazılarında kar hiç yağmıyorsa bile bilim insanları bugün çekik gözlü diye nitelendirdiğimiz insanların atalarının son buzul çağında Sibirya’dan, yani Asya’nın kar ve buzla kaplı en soğuk bölgesinden güneye, bugün yaşadıkları yerlere göç ettiklerine inanıyorlar.
Bu kadar soğuk iklimde yaşayanların vücutlarının iklime uyum sağlamaktan başka çareleri yoktu. Sadece gözler değil, burun da rüzgara en az maruz kalacak şekilde küçülmüş, burun delikleri, solunan hava ciğerlere gidene kadar ısınsın diye daralmıştır. Ciltleri de bu nedenle yağlıdır.
Göz kapakları da daha yağlı olduğundan, daha sarkık durur ve bu oluşum gözü ve iç tabakalarını kara ve buza karşı korur. Yani ‘çekik gözlü’ değil ‘düşük göz kapaklı’ tanımını kullanmak daha doğrudur.
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
14/7/2007 - MÜZİKTE NOTALAR NASIL BULUNMUŞTUR?
Müzikteki matematiksel gizemi keşfederek yazıya dökmenin ilk temeli Pisagor (Pythagoras, M.Ö. 530-450) tarafından atılmıştır. Biz kendisini okul sıralarından o meşhur dik üçgen teoremi ile hatırlarız ama Pisagor günümüzde ulaştığımız bilim seviyesinin babasıdır. O kendi devrine kadar gelişmiş bütün çalışmaları bir disiplin altında toplamış, geometri, aritmetik, astronomi, coğrafya, müzik ve tabiat bilgisi olarak ayrı ayrı bilim dalları yaratmıştır.
Pisagor bilimi, bilim için düşünüyor, bilimin uygulamaları onu ilgilendirmiyordu. Bu nedenle ‘bilgi seven’ anlamındaki ‘filozof sözcüğünü ilk olarak o kullanmıştır. Pisagor tüm evrenin sayılar ve aralarındaki ilişkilere göre kurulduğuna inanıyordu. Pisagor’un müziğin içindeki matematiği bir demirci dükkanının önünden geçerken keşfettiği rivayet edilir. Demirci ustasının, demir döverken kullandığı aletlere göre değişik sesler çıkarması Pisagor’un ilgisini çekmiş, dükkanı kapattırarak ustaya çeşitli aletler kullandırmış, çıkan sesleri incelemiş ve kayıtlar almış.
Batı müziği 9. yüzyılın başına kadar notalamadan habersizdi. Eserler kulak yoluyla kuşaktan kuşağa aktarılıyor, bu arada değişime uğruyor, zamanla unutulabiliyordu. 9. yüzyılın ikinci yarısında ilk notalama sistemi ortaya çıktı.
Arezzo’lu Guido’nun (Gui d’Arezzo) notalama sisteminin seslerin yüksekliğini kesin olarak belirtmeye başlamasıyla büyük bir ilerleme kaydedildi. 11. yüzyılda notaların üzerine dizildiği beş çizgiden oluşan “porte”nin kullanılmasıyla notaların yüksekliği (do, re, mi,….) ve süresi (birlik, ikilik, dörtlük,….) kesin biçimde belirlenebilir hale geldi.
Aslında müziğin dört parametresi vardır: Yükseklik, süre, şiddet ve tını. Bunlardan ilk ikisi zamanla genel kabul gören bir takım işaretler sayesinde kağıt üzerine dökülebilmiş, şiddet ve tını ise notanın yanında ek kelimelerle belirtilmişler ve kısmen de yoruma açık bırakılmışlardır.
Çeşitli sesleri belirtmek ve bunların birbirlerine karışmasını önlemek için sesleri temsil eden notalara özel isimler verildi. Do, re, mi, fa, sol, la, si. İngilizce’de ve Almanca’da ise notalar harflerle gösterildi(C=do, D=re, E=mi, F=fa, G=sol, A=la, B=si-ing.-, H=si-alm.-). Nota isimlerinden ‘do’nun önceki ismi ‘ut’ idi. Sesli harfle başlayan bu isim, notaları sırayla söylerken tutukluk yaptırdığından 12. yüzyılda ‘do’ olarak değiştirildi. Almanya ve bazı ülkelerde ‘ut’ hala kullanılır.
‘Si’ hariç diğer notaların isim babası Gui d’Arezzo’dur. Arezzo bu adları Aziz lohannes Battista ilahesindeki mısraların birinci hecelerinden alarak takmıştır.
Yedinci notanın adı uzun zaman ‘B’ olarak kalmış, sonradan 13. yüzyılda Sanete lohannes kelimelerinin baş harflerinden meydana gelen ’si’ adını almıştır.
Notalamanın keşfi ve gelişimi müzik pratiğine olağanüstü bir gelişme ortamıyaratmıştır. Notalama, icracıyı ezberden kurtararak hem müzik parçalarının uzamasına hem de çeşitli dönemlere ve ülkelere ait notalanmış eserlerin katılmasıyla repertuarın zenginleşmesine ve çeşitlenmesine imkan vermiştir.
Nota sayesinde bir müzisyen bilmediği bir müzik parçasını icra edebilmek için tek başına yeterli bir hale gelmiştir.
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
14/7/2007 - ilginç bilgiler
♥ 18 Şubat 1979 yılında sahra çölüne kar yağmıştı. ♥ ABD’de, yaşları 20 ile 29 arasında olan zenci erkeklerin üçte biri ya hapiste ya da gözaltında tutulmaktadır. ♥ Açık bir gecede, çıplak gözle iki bin ayrı yıldızı görmek mümkündür. ♥ Albert Einstein dokuz yaşına kadar düzgün konuşamamıştı. ♥ Amerika’da her saat 40 kişi kanserden hayatini kaybediyor. ♥ Amerika’da satışa sunulan ilk cd, Bruce springsteen`in "Born in Theusa" albümüdür. ♥ Amerikan havayolları, uçuşlarda yolculara sunduğu kahvaltılarda her tepsiden bir zeytini kaldırarak 1987 yılında 40 bin dolar kar etmiştir. ♥ Aslanlar bir günde 50 kez sevişebilirler. ♥ Atların insanlardan 18 tane fazla kemiği vardır. ♥ Avustralya’daki tuvaletlerin sifon suları saat yönünde akar. ♥ Ayı inlerinin girişleri her zaman kuzeye bakar. ♥ Başkan John F. Kenndy, yirmi dakikada dört gazete okuyabilirdi. ♥ Baykuş mavi rengi görebilen tek kustur ♥ Beethoven beste yapmadan önce kafasını soğuk suya sokardı. ♥ Bir Big Mac hamburgerin ekmeğinde ortalama 178 adet susam bulunuyor. ♥ Bir cam kırıldığında, ufalanan parçalar saatte üç bin millik bir hızla etrafa saçılır. ♥ Bir devekuşunun gözü beyninden büyüktür. ♥ Bir Erkek Hayatının Ortalama 3350 Saatini Tıraş Olmak İçin Harcar. ♥ Bir hamamböceği kafası koptuktan sonra açlıktan ölmeden dokuz gün yaşayabiliyor. ♥ Bir insan yaşamı boyunca iki yüzme havuzunu dolduracak kadar tükürük salgılar. ♥ Bir karınca kendi ağırlığının elli kati ağırlığı kaldırabilir. ♥ Bir karıncanın koku alma yeteneği en az bir kopeğinki kadar gelişmiştir. ♥ Bir kilo limonda bir kilo çilekten daha fazla şeker vardır. ♥ Bir kromozom bir genden daha büyüktür. ♥ Bir okyanusun en derin yerinde, demir bir topun dibe çökmesi bir saatten uzun sürer. ♥ Bir timsahın gözlerinin arasındaki mesafe, ayaklarının büyüklüğüne eşittir. ♥ Birinin yüzünü hatırlamak için beynin sağ tarafı kullanılır
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
günden geriye kalanlar burada yansıyor
Kategoriler
BILGISAYAR DUNYASIBILIM VE TEKNOLOJIBLOG DUNYASICEP DUNYASICINSELLIKEGLENCEERRKEEKK DUNYASIGEREKLI BILGILERGEREKSIZ BILGILERGONUL TELIMIZHAYAT DENEN DUZENEKINANILMAZ OLAYLARITIRAFLARKADIN DUNYASIKNIGHT ONLINE DUNYASIKORKU yussuuuf yusufMAGAZIN flas flas flasMOVIE DOWNLOADMSN MESSANGERMUZIK OLMADAN OLURMUORTAYA KARISIKOYUN DOWNLOADPHOTOSHOP DUNYASIPHOTOSHOP FIRCALARIPROGRAM DOWNLOADRESIMLI PROGRAM ANLATIMLARISAGLIKLI YASAMSIIRLI RESIMLERTURK TARIHIVIDEOLARIMVIRUS PROGRAMLARIWALLPAPER DUNYASI
Arkadaşlarım
|