18/7/2007 - burcunuza göre parfüm seçin,herkesi etkileyin
Su Grubu: Yengeç, Balık, Akrep
Sofistike ve zarif su kadınının müthiş bir estetik gözü vardır. Çalışma masasındaki kalemlikten evindeki saksıya, saçına taktığı taraktan kullandığı parfüme kadar, yaşamındaki tüm ayrıntılar onun ince zevkini yansıtır. Giyim onun için gerçek bir tutkudur ve modayı takip etmek bir yana, çizgisini kendi yaratır. Daima bakımlı olan Su kadını, şehrin en iyi güzellik merkezlerinin sürekli müşterisidir. Daima bakımlı görünmeyi tercih eden Su kadını, kendini en kötü hissettiği zamanlarda bile rujunu tazelemeyi ihmal etmez. O, elegan mekanlarda, elegan dostlarıyla uzun saatler süren sohbetlere katılmaktan hoşlanır. Tam bir kalite aşığı olan Su kadını, kalabalık bir ortamda zarafeti ve kokusuyla dikket çeker. Kendisindeki zarafeti tamamlayan fresh ve sabunumsu kokular, onun dünyasındaki şıklığın tamamlayıcısıdır.
Hava Grubu (Kova, İkizler, Terazi)
Modern, çağdaş, meraklı ve inatçı... Sıkı bir aıraştırmacı olan Hava kadını, sınırsız bir keşif duygusuyla doludur. Kendinden emin, enerjik ve girgin yapısıyla aradığı cevapları bulmadan peşini bırakmaz. Kariyeri, Hava kadınının yaşam tarzı ve vitrinidir. İşte bu yüzden, tene değer değmez patlama hissi yaratan, enerjisine ve hayal gücüne ayak uydurabilecek kokuları tercih eder. O, kullandığı kokunun yaşam tarzını ve güçlü kişiliğini yansitmasını ister. Az ve öz olanı seven Hava kadını, geçmişi çok düşünür ancak ona bağlı değildir. Açık ve dobra yapısıyla, en abartılı detayları dahi müthiş bir yalınlıkla sunabilir. Seçici Hava kadını, notaları yalın ve perde perde yayılan kokuları seçmelidir.
Ateş Grubu (Koç, Aslan, Yay)
Tutkulu ve seksi Ateş kadını, dikkat çekmeyi, maksimalist detayları ve komplimanları sever. Girdiği her ortamda bir anda tüm bakışları yakıcı etkisi altına almayı başarır. Cinsel çekiciliği ve cazibesi Ateş kadınına tanınan en büyük ayrıcalıktır. Flört etmeyi seven ateş kadını için, yer ve zaman önemli değildir. Ofiste, tatilde, yemekte hatta uçan balonun içinde... Genzi yakan baharat kokuları onun dişiliğim yansıtır. O, cana yakın, feminen ve bonkördür. Parfümü de onun gibi kendine yavaş yavaş çeken, sonunda bir tutkuya dönüşen notalara sahip olmalıdır. Ateş kadını, sürekli arzulanır ve kendisi de bunun farkındadır. Tenine yayılan parfüm de tıpkı onun gibi gösterişli ve frapandır.
Toprak Grubu ( Boğa,Başak,Oğlak)
Toprak burçları biçim verir, altyapı kurar ve meydana getirir. Zodyak'ın üreticileridir ve olayları gerçekleştirirler. Kendilerinin ya da yakınlarının rüyalarını gerçekleştirirler. Çizim yapmaktan bütçe çıkarmaya, iş programından, iş akışına ve zamanında bitirmeye kadar bir işin tüm evrelerini iyi kavrar ve yaparlar. Kendilerini yaptıkları işe adayan, sorumluluk sahibi kişilerdir. Başarılarının büyük bir bölümünü pratik olmalarına ve ellerindeki kaynakları iyi kullanmalarına borçludurlar. Gerçekçidirler ve kavrama yetenekleri gelişmiştir. Son derece dakiktirler ve zamanlamaları iyidir. Sadık, sabırlı ve dengelidirler. Tedbirli, tutucu bir kişiliğe sahip oldukları için ani kararlar vermez, adımlarını düşünerek atarlar. Bu sayede para, zaman ve enerjilerini boşa harcamazlar. Uzun vadeli planlar yaparlar. Son derece hırslı, kararlı oluşları ve kuvvetli iradeleri ile istedikleri konularda çok başarılı olurlar.

|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
18/7/2007 - saç bakım ürünleri yaralı mı?
Banyomuzda birçok saç ürünü bulunur. Bunları kokuları, ambalajları, promosyonları gibi değişik sebeplerden satın alırız. Ancak tüm bu ürünlere neden ihtiyaç duyduğunuzu biliyor musunuz?
Şampuanlar
Şampuansız saçlarınızın nasıl görüneceğini bir düşünün. Havada uçuşan toz toprak içinde, kafa derinizin ürettiği yağlarla ve kullandığınız şekillendiricilerle, yıkanmamış saçlar matlaşır, yağlanır ve hatta kokmaya başlar. Sampuan suyla karışınca köpük üreterek ve yumuşatıcı etki kazanarak ( zengin amonyum sülfat ve sodyum sülfat gibi ) saçlarda ve kafa derisinde oluşan kirleri, oluşan yağları ve şekillendiricilerin kalıntılarını ortadan kaldırır. Yumuşatıcılar, yeni katkılarla köpükle durulanır. Köpük kirlerin arındırılması konusunda yardımcı olur. Şampuan tüm kiri yok eder ve saçınızın temiz, parlak ve dolgun gözükmesini sağlar.
Kremler
Şampuanlar saçın doğal nemini yok ettiğinden, sonrasında krem kullanılmazsa, saçlarınız kaba ve kuru kalır. Kremler saça, dimentikon ve trisetilmonyum klorit gibi maddelerle katkıda bulunarak, doğal yağlanmayı ve yüzeyin pürüzsüz kalmasını sağlar. Statik yüklenmeyi yayarak, saçların dağılmasını, dolanmış saçların kırılmasını önler ve saçları yumuşak, parlak tutar. Ancak yanılgıya kapılmamak gerekir: Kremler hastalıklı ve hasarlı saçları asla iyileştiremez; çünkü saç canlı bir madde değildir. Kremlerin kullanım yoğunluğu kişisel ihtiyaça göre değişiklik gösterir. Örneğin saçlarınız boyalı, kalın telli ve parlaksa, ince telli ve özellikle boyasız saçlara göre daha fazla krem gerekebilir.
Şekillendirici ürünler
Bunlar günlük kullanılan ürünler olmamasına rağmen birçoğumuz saçlarımıza istediğimiz şekli verebilmek için bu ürünleri banyomuzda bulundururuz. Şekillendirici ürünler, polimer ve reçine gibi maddeler ihtiva ederler ve saça arzu edilen şekli vererek o şekilde kalmasını sağlarlar. Piyasadaki en yaygın şekillendiriciler katkı maddesi olarak polikuaterniyum, PVP ve dimetalaminoetilmetakrilat ihtiva eder. Saç köpükleri, jöleli spreyler ve şekillendirici spreyler saçlardaki dolgunluğu, bukle ve kıvrımları kontrol ederek, bunların kalıcı olmasını sağlarlar.
Bu ürünler şekillendirme öncesinde, nemli saçlara uygulanır. Sıkıştırılmış spreyler ve bukle sağlayıcı sıvılar, katı jölelere göre daha hafiftir. Dolgunluk ve buklelerin kalıcılığını sağlamak için kullanılırlar. Bu hafif ürünler, jöleye göre saçların daha az katı ve doğal hissedilmesini sağlarlar. Katılaştırıcı ve şekillendirici jöleler, köpükler ve sprey ürünleri ile aynı etkiyi sağlamakla birlikte, daha ağırdırlar ve daha ziyade katı şekillerin elde edilmesi amacıyla kullanılırlar. Bunlar aynı zamanda anlık şekillendirmelerde veya kuru saçları yeniden şekillendirmekte de kullanılabilirler. Değişik ihtiyaçlara göre formüle edilmiş pek çok çeşit saç bakım ürünü mevcut olduğundan, bunlar arasından saç şeklimize ve yaşantımıza en uygun olanını seçmek gerekir.
Bir dahaki saç kestirmenizde ve yeni şekil verdirmenizde, yeni görüntünüzü korumada size yardımcı olacak ürünü kuaförünüze danışmalısınız. Bu konuda bir profesyonelden görüş almak mutlaka daha yararlı olacaktır.

|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
18/7/2007 - Göz şeklinize göre makyaj yapın
Gözler yüzün en çok dikkat çeken bölgesidir. Teninize ve saçınıza uygun bir göz makyajı ile çok etkileyici bakışlara sahip olabilirsiniz. Bunun yanında gözlerinizdeki anlamı ön plana çıkarmak için göz şeklinize uygun makyaj yapmalısınız. Böylelikle küçük olan gözlerinizin büyük görünmesini sağlayabilir, istediğiniz etkileyici bakışları elde edebilirsiniz. Unutmayın anlamlı bakışlar doğru yapılan makyajla ortaya çıkar…
Küçük gözler Bir koyu, bir de açık renk far seçin. Üst göz kapağınızın tamamına açık renk farı sürün. Koyu renk bir kalemle kirpik diplerine çizgi çekerek göz çevrenizi belirleyin. Çizgiyi dışa doğru dağıtın. Koyu renk farı gözün dışına doğru, göz çukurunun üzerine sürün. Dışa doğru hafifçe dağıtın. Gözün iç kenarına beyaz renk far sürün. Açık ve koyu farlar arasındaki renk farkının sınır oluşturmaması için renkleri birbirine iyice yedirin. Kirpiklerinizi kıvırın ve iki kat rimel sürün.
Ayrık gözler Yumuşak tonda kestane rengi bir far ile koyu renk bir diğer far seçin. Kestane rengi farı burnunuz ile gözünüz arasındaki bölgeye uygulayın. Farın leke gibi durmasını engellemek için rengi iyice dağıtarak gölge havası verin. Koyu renk farı göz kapağınızın hareketli kısmına sürün. Aynı farla, gözün dış kenarını, dışarı taşarak yuvarlayın. Koyu renk kalemle göz kapağınızın üstüne ve gözün iç kısmına çizgi çekin. Sadece üst kirpiklerinize iki kat rimel sürün.
Düşük gözler Birbirini tamamlayan renklerde üç far seçin. Renklerden biri açık, biri orta, biri ise koyu tonlarda olmalı. Tek ambalajda satılan üçlü göz farları uygun bir seçenek oluşturabilir. Koyu renk farla, alt kirpiklerinizin ortasından başlayıp dışarı doğru bir çizgi çekin. Çizginin ucunu göz kenarınızın dışında hafifçe yukarı doğru kaldırın. Aynı işlemi üst kirpikleriniz boyunca da uygulayın ve iki çizgiyi birleştirin. Sünger uçlu bir aplikatör veya bir pamuklu çubuk yardımıyla çizgileri dağıtarak hafifleştirin. Açık renk farı üst göz kapağınızın tamamına sürün. Orta koyuluktaki farı göz çukuruna muz formunda uygulayın. Yine orta koyuluktaki farla gözün dış kenarına gölge yapın. Kirpiklerinizi kıvırın ve iki kat rimel sürün.
Yuvarlak gözler Bir koyu, bir açık tonda iki far rengi seçin. Renkler birbirleriyle uyumlu olmalı. Açık renk farı göz kapağınızın tamamına uygulayın. Koyu renk farı göz kapağınızın sadece hareketli kısmına sürün. Göze daha uzun bir form kazandırmak için renkleri uygularken gözün dışına ve yukarıya doğru çalışın. Göz kapağınıza, kirpiklerin hemen dibinden, boylu boyunca kalem çekin. Çizgiyi göz kenarından dışarı doğru taşırın. Kirpiklerinizi kıvırın ve iki kat rimel sürün.

 
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
18/7/2007 - bayanlar çocuk yapmak için 30'u geçmeyin

Uzmanlar, kariyer yapmak isteyen kadınların çocuk sahibi olması için en ideal dönemin 20'li yaşların başı ile 30'lu yaşların başı olduğunu belirtiyor
İş hayatında iyi bir kariyer elde etmek isteyen kadınlar için en önemli sorunlardan biri çocuk yapmak. İşinde belli bir yere gelmek isteyen kadınlar, bebek dünyaya getirmek için zamanın iyi ayarlanması gerektiğini savunuyor. Mesleki kariyer yapmak isteyen kadınların çocuk sahibi olması için en ideal dönemin 20'li yaşların başı ile 30'lu yaşların ortaları olduğunu belirten uzmanlar, "Çünkü çocuk yapmak ve aynı zamanda kariyere devam etmek için, kariyerin başlangıç dönemi, yani 20- 25 yaşlar arası çok uygun. Bu yaşlarda hem işi yeni öğrenmeye başlamışsınızdır, hem de doğumdan sonra izinle geçen zamanın boşluğunu rahatlıkla doldurabilirsiniz" dediler. 35 yaşında olup da belirli bir mevkiye gelmek isteyen ve özellikle de 2 çocuk isteyen kadınların durumunun oldukça karışık olduğunu vurgulayan uzmanlar, "Çünkü bu yaşlarda doğum yapan kadının yeniden iş hayatına başlaması çok uzun zaman alır. Bu da kadının iş bulmasını güçleştirebilir" uyarısında bulundu.
Bu önerilere kulak verin
Bir çocuk yapmayı planlamadan önce işyerinizde 3-4 yıldır çalışıyor olmaya özen gösterin. Böylelikle çalıştığınız zaman içinde kendi alanınızı daha iyi tanıyabilirsiniz. Eğer müdürünüz için değerli bir elemansanız, onunla masaya oturma şansınız da var demektir. ışyerinde hamile olduğunuzu söylemeniz gereken ilk kişi patronunuzdur. Tabii bunu söylemenin de uygun bir zamanı var. Küçük sırrınızı patronunuzla paylaşmak için düşük tehlikesinin ortadan kalktığı 4., 5. ayları seçin. Görüşmeden önce yokluğunuzda yerinizi kimin doldurabileceğini de düşünün. Yokluğunuzun nasıl hissedilmeyeceği de önemli bir konu. Yaptığınız işi ve arkadaşlarınızın niteliklerini gözden geçirerek, yerinize uygun birini önerebilirsiniz. Böylece işinize ne kadar değer verdiğinizi göstermiş olursunuz. Doğum gerçekleşene kadar işinizin bir bölümünü evden bilgisayarla ya da yarım gün şirkete uğrayarak yapmaya devam etmeyi önerebilirsiniz. Unutmayın ki göreviniz ne olursa olsun, işi parçalara ayırabilirsiniz.

|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
17/7/2007 - "Göz Altı Morluklarından Kurtulun!"
"Cildime özen gösteriyorum.. Ancak ne zaman aynaya baksam göz altındaki morlukları görüyorum.. Bu ne kadar sürecek ve kaybolacak" diye merak ediyorsanız bu yazı tam size göre!.. Göz altı morlukları çoğu kadının karşılaşabileceği, hayal kırıklığına uğradığı bir sorun.. Herşeyden önce morlukların iki sebebi var..
Kan dolaşımı.. Yavaş kan dolaşımı göz altı morluklarına neden olabilir. Bu sorun Latin Amerikalılarda ve karasal, denize kıyısı olmayan yerde yaşayanlarda gözlenir. Yavaş kan dolaşımı, ciltte fazla Hemosiderin (demir oksiti içeren bir pigment) birikmesine neden olur. Bu tür morluklardan kurtulmak zor olsada, bazı araştırmalarda retinol ve K vitamini kombinasyonunun morlukların giderilmesine yardımcı olduğu gözleniyor. K vitaminli birçok ürün bulunsa da morluklar için işe yarayıp yaramadığı henüz tam bilinmiyor.
Morluğun diğer sebebi melanin.. Melanin de göz altı morluklarına neden olur. Güneş melanini açığa çıkardığında, melanin cildi koyulaştırır ve ağırlıklı olarak göz altlarında toplanır.
Uyku durumunuz nasıl? Uykusuzluk, düzenli kan akışını sınırladığı için göz altı halkalarının diğer bir oluşma sebebidir. Bu nedenle iyi uyuyup uyumadığınıza da özen gösterin.
Göz altı morlukları için ne yapabilirsiniz? Her gün mutlaka güneş koruyucu sürmeli ve güneş gözlüğü takmalısınız. Güneş koruyucu özellikli göz altı kremleri mevcut ama diğer yüzle ilgili güneş koruyucuların göz altını koruduğuna ilişkin kesin veriler yok. Gözlerinize batmayan titanyum dioksitli güneş koruyucuları da deneyebilirsiniz. Sağlıkla ilgili sorunların yansıması olarak morluklar oluşmuş olabilir. Bunun için de şikayetlerinizi gözden geçirerek bir iç hastalıkları uzmanına başvurmalısınız. Tüm bunlara göre tavsiyemiz güneş koruyucular dışında göz halkalarını giderdiğini belirten ürünlere boşuna para harcamayın ve pahalı lazer tedavileri, peelinglerden uzak durun. Bunlar işe yaramaz ve paranız boşa gider. Göz altı halkaları için bunların ötesinde yapılabilecek çok birşey henüz malesef yok.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
17/7/2007 - "Moda Ayakkabılar Zarif Oldukları Kadar Zararlı Mı"
Yazın sandalet, önü açık ayakkabılar ve diğer modeller büyük ilgi görür. Ayaklarınızı ortaya çıkaran şık ve seksi modeller rahat olsa da sizi yanıltabilir. İşte ayak sağlığı uzmanlarının gözüyle, seçtiğiniz ayakkabının ayak sağlığına etkileri ve ayakkabı seçiminde dikkat etmeniz gerekenler..
Parmak arası terlikler.. Bunun için en mükemmel örnek kauçuk ve şeritli parmak arası diye bildiğimiz sahil terlikleri.. Son dönemlerde oldukça sahillerde moda olan terlikler, şehir merkezlerinde de giyilmeye başlandı. Kum üzerinde rahat dolaşılması amacıyla tasarlanan parmak arası terliklerle caddede dolaşmak rahatsız edici olabilir. Parmak arası terliklerinizle bir saatten fazla yürüdükten sonra, kaldırım terliğinizi yıpratmaya başlar. Ayak kemiğinizi destekleyen bir yapısı olmadığı için zamanla ayağınızın yayılmasına ve genişlemesine neden olabilir. Ayrıca, ayaklarınız su toplayabilir ve her yeni çiftle parmak aranız yara olabilir.
Babetler.. Eskiden beri ayak problemleri hatta sırt ağrıları için yüksek topuklu ayakkabılar suçlanır. Bu nedenle ayak sağlığı uzmanlarının babetler yani düz tabanlı ayakkabılar moda olduğu için çok mutlu olması gerekir. Değişim rüzgarından etkilenerek bulutlara erişebilecek kadar yüksek topuklu ayakkabılar giyerken birden düz tabanlı babet giymenizi uzmanlar doğru bulmuyor. Klasik babet terlikler ayak yapınızı desteklemez ve çürük ince tabanlıysa yürüme konusundaki sıkıntılarınızı gidermez. Geçmişte ayak sağlığı konusunda problemleriniz yoksa bunları giymeniz yararlıdır ancak yine de dikkat etmelisiniz. Ancak saatlerce yürüyecekseniz hafif yükseklikte, sert ve sağlam tabanlı bir ayakkabı seçmelisiniz.
Crocs Plastik takunya şeklindeki crocs ayakkabılar tüm yaş grupları için tasarlanmış. Crocs'lar suda giymek için oldukça ucuz ve rahat olarak niteleniyor. Ancak bazı ayak sağlığı uzmanları crocsların rahatlığı konusuna katılmıyor. Uzmanlara göre crocs'lar orantısız bir şekilde yumuşak ve düz.. Kumsalda veya havuz çevresinde giyilen crocs'ların şehirde giyilmesi istenmiyor. Uzmanlar, tendonit veya topuk dikeni rahatsızlıkları bulunanlara da önermiyor. Bu tür hastaların sorunlarına uygun ortopedik terlik ve ayakkabıları tercih etmeleri tavsiye ediliyor.
Şeritli sandalet ve ayakkabılar.. Şeritli ayakkabılar ayaklarınızın güzelliğini sergileyebileceğiniz favori seçimlerden biridir.. Şeritler ayaklarınızı sıkabilir, kesebilir ve ayaklarınızın bazı bölgelerini tahriş edebilir. İnce şeritler, düzgün olmayan bir şekilde ve yolda yürüdüğünüzde ayaklarınızda estetik olmayan kesiklere neden olabilir. Bu sebeple eğer şeritli ayakkabı giyiyorsanız ekstra dikkatli olmalısınız. Bu sebeple yumuşak ve esnek materyalden yapılan ayakkabıları tercih edin..
Sportif sandalet.. Biraz bez ayakkabı, biraz parmak arası terlik arası modellerden oluşan sportif sandaletler ayaklarınızı vurmaz. Bazı sportif sandaletlerin şeritleri daha ince çekici olabiliyor. Bu tür ayakkabıların yaz için mükemmel bir seçim olmasını etkileyen birkaç faktör var. Normal bir taban ve derinlik yüksekliğine sahip, beşik şeklindeki bu modeller, oldukça güvenli ve sıkılığa sahip.. Ayak yapısına parmak arası terliklerden daha çok uygun bu modeller, terlemeyi emme özelliğine de sahip..
Orta topuklu sandaletler.. Yüksek veya çok düz tabanlı ayakkabıları sevmeyenler, daha uzun görünmek isteyenler için orta topuklu sandaletler mükemmel görünebilir.. Orta yükseklikte hafif topuklu ve yumuşak materyalden yapılan ayakkbıları tercih edin. Ancak topuk boyunun 5 cm'i geçmemesine ve topuğun yürürken vücudunuzun öne doğru eğik göstermemesine dikkat edin.. Ayrıca, ayakkabı üzerinde zor duruyorsanız tercih etmeyin. Topuğun cazibesine karşı koyamıyorsanız, rahatınız için ayakkabıya ekstra astar koydurun.
Sivri burunlu ayakkabılar.. Sivri burunlu ayakkabılarda arkadan şeritli veya ayaktan çıkmayı önleyen modelleri tercih edin.. Ayakkabının ayağınızın doğal biçimine uygun olması da önemli.. Ayağınız ile ayakkabınızın yapısı uyumlu değilse, giydikten bir saat sonra ayaklarınızı rahatsız hissedebilirsiniz. Normal zamanda giydiniz ayakkabının yarısı kadar daha yüksek, şık, giyilebilir modelleri tercih edebilirsiniz. Sivri burunlu ayakkabılarınızın ayağınızın üst ve arka kısmı tahriş etmemesine özen gösterin. Yumuşak bir ayakkabı astarı işinize yarayabilir.
Platform sandaletler Esnek olmayan bu popüler stil en büyük problem.. Yürürken ayaklarımız bükülür. Eğer yürürken ayağınınız normal oranda esneyemezse yürüyemezsiniz ve bu tüm vücudunuzu etkiler. Tabi ki platform ayakkabıların en önemli özelliği yükseklik.. Tercihinizde şık mantar veya ağaç tabanlı platformlar etkili olabilir. Ancak ayak burkulmalarına, bilek dönmelerine ve incinmelerine karşı dikkatli olmalı ve tercihinizi buna göre yapmalısınız.
Birkenstocks terlik.. Hippilerin favorisi birkenstock'lar yani içi çukur terlik ve sandalatler, yeniden tasarlanarak vitrinlerde yerini aldı. Yeni bohem hayatın temsilcisi Birkenstocks'lar estetik olarak tartışmalı olsa da, rahatlık açısından oldukça fazla tercih ediliyor. Bu rahat ve yumuşak tasarım için minnettar kalanlarınız olsa da uzmanlar bir uyarıda bulunuyor; Eğer düz tabansanız, bu ayakkabı sizi zorlayabilir ve çok da rahat olmayabilir.
Mule (At tabanlı ayakkabılar) Mule tasarımlarda ayak sağlığı uzmanlarının öngördüğü en önemli sorun taban.. Eğer taban ağrılarınız varsa tabana tam oturan topuklu ayakkabıları seçmelisiniz. Arkası açık mule ayakkabı sizin için yanlış bir seçim olabilir. Bu tür topuklar, yürürken ayakkabının sık sık ayağınızdan çıkmasına neden olabilir.
Masaj teknolojili ayakkabılar Teknoloji harikası bu ayakkabılar, görünüş oılarak kaba olsalar da, rahat yürümelerini, zayıflamalarını ve ağırlığın sadece bacaklarda toplanmasını sağlar. Ayakkabının açısı bacaktaki tüm kasların çalışmasını ve güçlenmesini sağlar. Bu ayakkabıları Pilates yapmak ile aynı etkiyi gösterir. Uzmanlara göre bu ayakkabılar ayağın normal fonksiyonlarını gerçekleştirmesini önleyebilir. Yapısıyla ayağın normal hareketini önler ve bacak kaslarınbın sertleşmesine neden olabilir. Zamanla bacaklarınız ayakkabıya alıştığı için normal şekilde yürümekte zorlanabilirsiniz.
Ayakkabı alırken bunlara dikkat!
- Ne tür bir ayakkabı arıyorsanız arayın, işin uzmanından birkaç tavsiye alın..
- Ayakkabı almaya her zaman geç gidin.. Ayaklarınız günün ilerleyen saatlerinde şişebilir. Sabahtan aldığınız ayakkabı öğleden sonra ayağınızı sıkabilir.
- Ayakkabı denerken aldıktan sonra uzun çorap, yünlü çorap veya ince çorapla mı giyeceğinize dikkat edin. Şeritli ayakkabılar ince çorapla rahat olabilir ancak çorapsız giydiğinizde ayağınızı kesebilir.
- Ayakkabıyı halı üzerinde değil sert zeminde deneyin.
- Ayakkabıya sadece ayakta durarak ve aynaya bakarak almayın. Yürürken rahat olup olmadığına bakın. Hala emin değil misiniz? Birçok ayakkabı mağazası dışarıda giyilmeyen ayakkabıları geri alıyor. Birkaç saat için evde giyin..
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
17/7/2007 - Doğum sonrası seks
Doğum hayatınızdaki dönüm noktalarından biri olacak. Bir yandan dünyaya bir bebek getirirken, diğer yandan da fiziksel ve ruhsal değişiklikler yaşayacaksınız. Peki seks yaşamınız bundan nasıl etkilenecek? Doğumdan önceki seks yaşamınıza geri dönebilecek misiniz?
Havanızda mısınız? Bu sorunun cevabına eşiniz ve siz farklı cevaplar verebilirsiniz. Doğumdan sonraki ilk haftalarda sekse karşı bir isteksizlik duymanız normaldir.
Rahatlıkla anlayış gösterilebilecek bazı şeyler seksin büyük bir adım gibi görünmesine sebep olabilir. Mesela; doğumdan sonra iki, üç hafta kadar devam edebilecek olan akıntılar (eğer bu akıntıyla beraber kaşıntı, acı hissi ya da koku varsa, mutlaka doktora görünün.) yorgunluk iyileşmesi tam olarak gerçekleşmemiş dikişler uyku ihtiyacı Tüm bunlar olurken, eşinizle olan duygusal yakınlığınız kaybetmemeye çalışıp sabrınızı koruyun. Seks hayatınız eninde sonunda yavaş yavaş canlanmaya başlayacaktır. Önemli olan bunu büyük bir probleme çevirmemektir.
Başlarda gergin olabilirsiniz. Bu durumda vazelin gibi bir kayganlaştırıcı kullanabilirsiniz. Vazelin kullanmanıza rağmen seks hala acı veriyorsa, o zaman yaralarınız tam olarak iyileşmemiş olabilir. Doktorunuza görünürseniz, enfeksiyon olup olmadığını öğrenip, varsa temizletebilirsiniz.
Vajina genellikle eski haline döner ve eski haline göre bir farklılık hissedilmez. Ancak bu konuda endişeleriniz varsa, gene doktorunuza danışabilirsiniz.
Göğüsler ve seks Bebeğinizi emziriyorsanız, göğüsleriniz başlangıçta hassas olacaktır. Seksüel olarak uyarılmak, sütün akmasına sebep olabilir. Eğer bu sizi ve eşinizi olumsuz etkiliyorsa (bundan iğreniyor, dolayısıyla da seksüel arzunuzu kaybediyor olabilirsiniz), seks yapmadan önce bebeğinizi emzirmeyi deneyebilirsiniz. Bu, sütün akmasını azaltabilir, ya da tamamen engel olabilir.
Sabırlı olun Duygularınız hakkında eşinizle konuşun. Zamana ihtiyacınız varsa, yavaştan alın. Her şeyin hızla ilerlemesini istiyorsanız, hızlı davranın. Eğer birkaç ay sonra seks hala ilginizi çekmiyorsa ve siz ya da eşiniz endişeleniyorsanız, bunun hakkında konuşun. Bu konuda doktorunuza da danışabilirsiniz.
Libidoyu en çok öldüren şey yorgunluktur ve birlikte zaman geçirmek, yakın olmak ve seks için, zamanı programlamak zorunda kaldığınızı hissedebilirsiniz. Uykulu olmadığınız zamanları seçmeye bakın. Hafta sonları, öğleden sonralar iyi bir zaman olabilir. Tabii bebeğiniz o saatlerde uyuyorsa. Bebeğinizin düzenini siz bildiğinize göre, seks hayatınızı buna göre programlamaya çalışabilirsiniz.
Korunma Doğumdan hemen sonra, eşinizle cinsel ilişki yaşamaya başladıysanız, hamile kalmamak için korunmaya da başlamakta yarar var. Yeni doğum yapmış olmanız, bir anda yeniden hamile kalmayacağınızı göstermez. Korunma uygulamadığı için, 6 haftalık kontrollerde doktora gidip hamike olduğunu öğrenen bile var!
Seks yapmak istemiyor musunuz? Canınız seks yapmak istemiyorsa, kendinizi zorlamayın. Pek çok kadın doğumdan sonra bir süreliğine seksten soğurlar. Burada önemli olan konuyu eşinizle konuşup, birbirinizin ihtiyaçlarınıza karşı duyarlı olmaktır. Birbirinize masaj yapabilir, ya da sadece sarılıp oturabilirsiniz. O yakınlığı paylaşmak da yardımcı olacaktır.
Babaların gözünden… Tüm olumlu ve olumsuz yanlarıyla baba oldunuz ve eşinizle doğumdan önce paylaştığınız türden bir yakınlığı tekrar ne zaman paylaşacağınızı düşünüyor olabilirsiniz. Bu duygularınızı eşinizle konuşun, çünkü o da aynı şeyleri düşünüp, size söylemeye çekiniyor olabilir.
Konuşmak, anlayışlı ve rahatlatıcı olmak, bir çift olarak beraberce zaman geçirmek önemlidir. Seks yapamıyorsanız bile, birbirinizi başka açılardan tatmin edebilirsiniz.
Doğumdan sonra, doğal olarak düşündüğünüz tek şey eskisi gibi sadece eşiniz olmayacak. Eğer bebek yatak odanızda uyuyorsa, başka bir odada seks yaparken kendinizi daha rahat hissedebilir, ya da bebeği başka bir odada uyutabilirsiniz
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
17/7/2007 - Erken menopoz yaşamı kısaltıyor
Menopoza her 3 yıl geç girişin ölüm riskini yaklaşık yüzde 1,6 azalttığı belirtildi Menopoza erken giren kadınların ( 44 yaşından önce) çeşitli nedenlerle ölüm risklerinin, menopoza geç giren kadınlardan daha fazla olduğu saptandı.
Bilim adamlarının yaklaşık 40 yıldır üzerinde çalıştığı ve 20 bini aşkın kadını kapsayan araştırmanın sonuçlarının ilgi çekici olduğunu belirten Jinemed Sağlık Merkezleri’nden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Meriç Karacan, kadınların menopoza girdiği yaş ile ölüm yaşı arasında ilişki olduğunu söyledi.
Dr. Meriç Karacan, yapılan çalışmada menopoza her 3 yıl geç girişin ölüm riskini yaklaşık yüzde 1,6 kadar azalttığı belirterek, “Ölüm riskini arttıran en önemli neden menopoza erken girenlerde oluşan kalça kırıklarından doğan sorunlar gibi gözüküyordu. Ancak kalça kırığı sonrası uzun süre hareketsizlik kalp hastalıkları ve pıhtılaşma eğilimini artırıyor, bu da kadınların ölüm riskini yükseltiyor. Benzer olarak erken menopoza giren kadınlarda, kalp hastalıklarından ölüm riski de daha yüksek bulundu. Menopoz yaşı ile felç riski arasında herhangi bir ilişki kurulamadı. Sadece erken menopoza girenlerde meme kanseri riskinin daha düşük olduğu saptandı” dedi.
Ayrıca diğer çalışmalarda da erken menopoza girenlerde kemik erimesine ve kırıklara bağlı olarak idrar yolu ve solunum sistemi sorunlarına bağlı ölümlerin daha sık ortaya çıktığı bulundu.
Bu bilgiler ışığında özellikle 40 yaşın altında menopoza giren kadınlarda hormon tedavisi konusu tekrar gündeme geldi. Erken yaşta menopoza giren kadınlar uzun süre östrojen hormonundan yoksun kalacakları için bu kadınların doktor kontrolünde östrojen kullanmalarının yararlı olacağı da vurgulandı.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
günden geriye kalanlar burada yansıyor
Kategoriler
Arkadaşlarım
|